Masum döndüm
Harvard’da misafir öğrenci olarak eğitim gören Aysun Kayacı, ABD günlerini anlattı. “Orada bir sürü arkadaş edindim ama flörtüm olmadı. Biraz da o niyetle gittim ama masum döndüm…”
Sunucu-oyuncu Aysun Kayacı eğitimi için 6 ay kaldığı Amerika’dan döner dönmez kendisini işlerine verdi. Kanal D’de yayınlanan “Cuma’ya Kalsa” dizisindeki başarılı performansıyla dikkat çeken Kayacı, önümüzdeki hafta da NTVSpor’da bir spor programı hazırlayıp, sunacak.
Yoğun iş temposuna rağmen Yeditepe Üniversitesi’ndeki eğitimini ihmal etmeyen Kayacı bu yıl mezun olmaya hazırlanıyor. Tarih bölümü öğrencisi olan Kayacı “Mezun olduktan sonra doktora yapamam. Kendime o kadar güvenmiyorum. O kadar zor ki yapabilenleri de uzaylı olarak görüyorum” diyor. İşte Aysun Kayacı’nın çarpıcı açıklamaları:
- Amerika’da hep tek başımaydım. Tek başına kalmak insanı olgunlaştırıyor, hatalarınızı, yanlışlarınızı görüyorsunuz. (Orada niye yalnızdın? Flörtün olmadı mı? sorusuna) Yurtdışında bir sürü arkadaş edindim ama flörtüm olmadı. Biraz da o niyetle gittim ama olmadı (gülüyor). Üstelik sarışındım. Amerika’da sarışına garip bir bakış var. Bu yüzden de saçlarımın rengini koyu renge boyattım. Çok da memnunum, alıştım.
- (Dünyanın neresinde olursan ol güzelsen başın dertten kurtulmuyor mu sorusuna) Maalesef kurtulmuyor. Ama ben Amerika’dan masum döndüm. (gülüyor) Artık tek bir şey istiyorum o da yaşı olgun birini. Yaşıtlarımla iki dönemdir deniyorum olmuyor. Sadece deneme yanılma oluyor. 40’ın üzerindeki bir adamla mükemmel olurum, süper olur.
- Bilmiyorum ama galiba benim gazete sattıran bir özelliğim var. Hakkımda sürekli yalan yanlış haberler yapılıyor. Ama ben bununla mutlu olmuyorum tam tersine saçlarımı döken bir şey bu. Bir futbolcuyla yazıldım. Halbuki bu futbolcu hadisesinde de yıllar önce böyle birisiyle (Emre Aşık) karşılıklı olarak yollarını ayırmış bir insanım. O yüzden yıllar sonra kalkıp da öyle bir defter açmam, yakınından bile geçmem
Bülent Ersoy’a icra şoku
Avans aldığı 30 bin TL’yi geri ödemediği iddia edilen Bülent Ersoy’a icra şoku. Mercedes’ini saklayan Türk sanat müziğinin Diva’sı, sahneye çıktığı mekanlara giderken taksiye biniyor.
Bülent Ersoy, geçen yılbaşı gecesi Ankara Limak Ambassadore Otel’de program yapmak karşılığında 30 bin TL avans almıştı. Böbrek rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılan Ersoy, sahneye çıkmaktan vazgeçmişti. Aldığı avansı geri vermediği iddia edilen sanatçı, otel tarafından mahkemeye verilmişti. Akşam gazetesinde yer alan habere göre; faiziyle birlikte 250 bin TL’yi bulan borcunu ödemek istemeyen Ersoy, temyize başvurdu. Temyizi reddeden mahkeme, icra kararı verince olanlar oldu. Türk sanat müziğinin ‘Diva’sı, üzerine ait olan 2002 model Mercedes’i bir anda yok etti! Sık sık taksiye binerken görüntülenen Bülent Ersoy’un otomobilini nerede sakladığı ise bilinmiyor.
BÜLENT ERSOY ‘ALMADIM’ DİYOR
SANATÇININ menajeri Haluk Şentürk ise ‘Bülent Hanım hastaneden çıktıktan sonra sahneye çıkacağını belirtmişti. Ancak organizasyon şirketi sahne bedeli olan parayı 29 Aralık günü yatırmayıp, sözleşmeyi tek taraflı iptal etti. Para yatırılmış olsaydı, sahneye çıkacaktı. Hakkımızı, hukuk yoluyla aramaya devem edeceğiz’ diye konuştu.
İlker benim en iyi dostumdu
2003 Miss Turkey ikincisi Özge Ulusoy, oyunculuk serüvenine “Arka Sokaklar”ın ardından Star TV’nin yeni dizisi “Ateşe Yürümek”le devam ediyor. Uzun süredir beraber olduğu İlker ınanoğlu’ndan sürpriz bir kararla ayrılan ve şu sıralar aklında sadece işi olduğunu söyleyen Ulusoy, biten ilişkinin ardından ilk kez Kelebek’e konuştu.
“Arka Sokaklar”dan sonra bu kez “Ateşe Yürümek” ile izleyici karşısındasınız. Dizideki rolünüzden bahseder misiniz?
- Dizide Rüya karakterini canlandırıyorum. şerif Sezer kayınvalidem, Yavuz Bingöl kayınbiraderim rolünde. Rüya’nın mutsuz bir evliliği var. Kocası tarafından aldatılıyor, çocuk istiyor ama kocası buna yanaşmadığı için çocuk sahibi de olamıyor.
Bu dizi için teklif size kimden geldi?
- Ben başka bir dizinin deneme çekimlerine katılmıştım aslında. O yaptığım deneme çekiminde benim Rüya karakterine daha uygun olacağıma karar verdiler. Bunun üzerine bir de Rüya karakteri için deneme çekimi yaptık. Ve rolü aldım.
Diğer oyuncularla uyumunuz nasıl sette?
- Çok eğlenceli bir ekip olduk. Çok iyi anlaşan, çok gülen, çok mutlu. Sete gitmek için can atıyorum diyebilirim.
Sette kendinize en yakın kimi görüyorsunuz peki?
- Hepsiyle çok yakınım. Yavuz Bingöl’le gülüyoruz, Ahu Türkpençe’yle dertleşiyoruz, şerif Sezer’le de artık anne-kız gibiyiz.
ADIM ÜÇ GÜNDE İKİ AYRI ADAMLA ANILDI
Son günlerde özel hayatınız da gündemde… Herkes İlker İnanoğlu ile evlilik haberinizi beklerken ayrılık haberi geldi…
- Uzun süreli bir ilişkiydi. Tabii ki böyle ilişkiler laf olsun diye yaşanmıyor, ama ben kendi işime ve hayatıma konsantre olmak istediğim için şu ara evlilik düşünmüyordum zaten.
Ne zamandır beraberdiniz?
- 20 aylık bir birlikteliğimiz vardı.
Neden? Sebep başka bir aşk mı?
- Hayır, kesinlikle… Ayrılık sonrası benim Tolgahan Sayışman ile birlikte olduğumu iddia ettiler. Oysa Tolgahan benim çok eski ve yakın bir arkadaşım. Ardından Alican Ulusoy ile ilgili bir dedikodu çıktı. Onun da aslı yok. Kendisini görsem tanımam. Bunlar beni çok üzdü. Üç gün içinde iki erkekle anılmayı hak eden biri değilim. şu an kalbimde kimse yok. Bir süre sadece işime, aileme ve oyunculuğa konsantre olmayı düşünüyorum.
YENİDEN BİR ARAYA GELEBİLİRİZ
İlker İnanoğlu ile sürekli bir aradaydınız, her fırsatta çok mutlu bir beraberliğiniz olduğunu söylüyordunuz. Ne oldu da bu noktaya gelindi peki?
- Evet, biz çok iyi anlaşan bir çifttik. Ama hiç istemediğimiz bazı şeyler oldu ve ayrılmamız gerekti. Çok uzun süreli bir ilişkiydi, kestirip atmak tabii ki kolay değil. O yüzden “ıkimizin de yolu açık olsun” demekten ziyade “ıkimiz de inşallah mutlu oluruz” diyorum.
Barışma ihtimali yok mu?
- Yine bir araya gelebiliriz de, tamamen ayrılabiliriz de… şu anda kalbim kırık, ama ne olacağını zaman gösterecek.
Bu durumda tam anlamıyla bitirme değil de bir ara verme durumu söz konusu sanki…
- Yok, ayrıldık. Ama çok yeni olduğu için kafam karışık. Zaman her şeyin ilacı diyorum…
İKİLİ İLİŞKİLERDE ROLER DEĞİŞİYOR
Diziden yola çıkarak sormak istiyorum; siz aşkınız için ateşe yürür müsünüz?
- Yürürüm tabii ki. Çok seversem, onun uğruna her şeyi yaparım. Bulunduğumuz çevrede birbirini seven insan çok az. Herkes çıkar ilişkisi içinde. “Adam gibi adam, kadın gibi kadın yok artık” diyorlar, doğru. O yüzden gerçek sevgiyi bulunca kaybetmemelisiniz.
Kadın-erkek ilişkilerinin bozulmasına yol açan ne sizce?
- İnsanlar hep daha fazlasını ister duruma geldi. Kadınlar erkeklerin yerine geçip erkekleşmeye başladı. O yüzden erkekler de kendilerini geri plana çekti. Bir şekilde roller değişti. ınsanlar kıymet bilmez oldu. ınsanlar empati kuramadıkları için birçok şeyi kaybediyor, ancak kaybettikten sonra gidenin değerini anlayabiliyorlar.
Bir ilişkinin olmazsa olmazı nedir?
- Tutku ve aşktan da önemlisi dost olmak… ınsana en çok dokunan da bu. Bir şey gördüğümde telefon açıp ona söyleyememek ve onunla paylaşamamak bana çok zor geliyor mesela… Dolayısıyla ilişkim bittiğinde, en iyi dostumu da kaybetmiş oluyorum.
BU KÖTÜ SÜRPRİZE HİÇ HAZIR DEĞİLDİM
İlker İnanoğlu ile yeniden bir araya gelmenizi ne sağlar?
- Bir kere benim kalbim çok kırıldı. şu an zamana ve bu kalp kırıklıkların düzelmesine ihtiyacım var. Hayat enteresan, bir sabah uyanıyorsunuz, birçok şey değişmiş oluyor. Hayatın iyi sürprizlerine de, kötü sürprizlerine de hazırlıklı olmak gerek.
Bu kötü bir sürpriz olmuş. Hazırlıklı mıydınız?
- Hayır. değildim. Ama bundan sonra daha hazırlıklı olacağım.
Sanal Sohbet
Sanal ortamda birini bulmanın en zor yolu ilk adımdır yani ilk mesaj selam yada merhaba!
Fiziksel iltifatlardan uzak durun. Sanal ortam da karşımızdaki kişiyi görmediğimiz için çekici derseniz bu karşınızdakini soğutur. Görünüşü üzerine odaklanmayan iltifatlar etmelisiniz. Şahane, ilginç ve mükemmel daha işe yarayabilir.
Birkere “Selam” “Merhaba” gibi klişe selamlamalardan uzak durun. Bu sizin hiç hayalgücünüz olmadığını gösterir. “Nasıl gidiyor?” daha çok işe yarayabilir.
Acele Etmeyin; E-mail ile veya MSN üzerinden konuşmak ilk konuşmada ilgi kaybettirir. Sohbet, chat sitelerini çekici kılan sohbet sade hızlı ve üyelik getirmeden anlık olarak özelde veya genel odalarda olması, bu yüzden zorlamayın, acele de etmeyin ilk tanışma da kesinlikle mail ve telefon gibi isteklerden kaçının.
Genel odalarda sohbet edin; Her zaman konuşkan boş konuşmayan güldüren espirili ve bir okadar da duygusal erkekleri tercih eden bayanları cümlelerimizle kelimelerimizle güldürüp yeri geldiğinde koyu sohbetler yapabilecek kapasitede olduğunuzu ifade edin.
İyi sohbetler..
Sizce sohbet nedir ?
İnsanlar sohbet, chat sitelerini ne amaçla kullanır ve kullanabilir? İnternet dünyasında günde onlarca sohbet ve chat siteleri açılıp yada kapatılmaktadır. Sohbet, chat sitelerini ne kadar yararlı buluyorsunuz? Günümüzde çocuklarımızdan yaşlılarımıza, farklı yaşlarda, tanıdık veya tanımadık bir çok insanımıza sohbet sitelerinde rastlamak mümkün.
Evlilik Yıllandıkça Sohbet Azalıyor
500 çiftle yapılan araştırmada 1 saatlik akşam yemeğinde çiftlerin ortalama ne kadar konuştuğu belirtildi. Yaş ve birliktelik ilerledikçe sohbetlerin yalnızca “hava nasıldı” , “tuzu uzatır mısın” diyaloglarına dönüştüğünü belirten uzmanlar evlenmeden birlikte yaşayan çiftlerin daha sosyal olduklarını belirtti. İşte çiftlerin 1 saat içindeki konuşma oranları;
Yeni evliler: 35-40 dk
20 yıllık çiftler: 21 dk
30 yıllık çiftler: 16 dk
50 yıllık çiftler: 3 dk
Evlenmemiş çiftler: 50 dk.
Sohbet Odaları
Sohbetdostu.NET genel sohbet odalarından oluşmakda olup genel odamız #Sohbet kanalıdır. Eğlence kanalları olarakda 24 saat aktif #Oyun ve #Yarisma oyunları ile misafirlerini eğlendirmekde, ileri zaman da farklı eğlence odalarıyla da eğlenceye daha hızlı devam edicektir.
Farkımızın farkında olan tüm Sohbetdostu.NET kullanıcılarına keyifli sohbetleriz
Doğumdan sonra sevgi dolu bir kadın oldum
Oyunculuk kariyerini noktalayıp aromaterapist olan Ayşe Tolga, iki buçuk ay önce kızı Can Yael’i kucağına aldı.
Bebeğiyle ilk kez Parents dergisi için objektif karşısına geçen Tolga, “Doğumdan sonra kalp çakram tamamen açıldı, sadece kendi bebeğime karşı değil tüm bebeklere, hayvanlara, canlılara karşı sevgi dolu oldum. Bu da anneliğin etkisi olsa gerek” diyor.
Planlı bir bebek miydi?
- Evet, planlıydı. 2009’un Ocak ayında karar vermiştim, mayıs ayında da hamile kaldım.
Hamile olduğunuzu nasıl öğrendiniz?
- Çocuk sahibi olmaya karar verdikten dört ay sonra hamile kaldım, fakat bu dört ay bile bana o kadar uzun geldi ki. Yumurtladığım günü doktorlardan öğrenip, “evet bugün hamile kalabilirim” derken doğaya, vücuduna ve bebeğin ne zaman geleceğine dair hiçbir müdahale hakkım olmadığını gördüm. Bir defa her şeyden önce kafaya takmamak, gevşemek gerekiyor. Ben ne zaman ki bunu idrak ettim ve gevşedim, o zaman hamile kaldım. Hiçbir test yaptırmadan da hamile kaldığımı hissetmiştim.
Hamile olduğunuzu öğrenince “oh bee” dediniz mi?
- Tabii ki çok rahatladım, çünkü olmasını istediğiniz bir şeyin olmadığını görünce strese giriyor, “Eyvah daha kaç ay beklemem gerekiyor acaba?” diye korkuya kapılıyorsunuz.
Cinsiyetini ne zaman öğrendiniz?
- Hamileliğimin 16’ncı haftasında kızımız olacağını öğrendim. Açıkçası kendimi erkek çocuğa hazırlamıştım. Kız olduğunu öğrenince biraz korktum çünkü kızların büyüme döneminde anneleriyle problemleri olabiliyor.
BİR AYDA DÖRT KİLO ALINCA UZMANA GİTİM
Hamileliğiniz sırasında beslenmenizde nerelere dikkat ettiniz?
- İlk üç ay biraz şımarıklık yaparak epey yemek yedim. Ağustos ayında dört kilo birden alınca doktorum beni bir beslenme uzmanına yönlendirdi. Daha önce kırmızı et yemiyordum ama hamile kaldığım andan itibaren kırmızı et yemeye özen gösterdim, açıkçası canım da istedi.
Peki ya spor?
- İlk üç ay çok hafif spor ve hamile yogası yaptım. Burak Kalkavan bana çok güzel bir hamilelik sporu programı hazırladı. 36ncı haftaya kadar yürüyüşler, kol ve bacak çalışmaları yaptım. Kısaca doğumda bana yardım edebilecek her türlü bölgeyle ilgili egzersizler yaptım.
Hamilelik kurslarına gittiniz mi?
- Evet, Ayşe Öner’in kursuna gittim. Daha sonra eşimle doğal doğum dersi veren doktor Hakan Çoker’in kursuna katıldık. Jale Dural’ın hamileler kulübünde hamile pilatesi yaptım. Bunları herkese öneriyorum.
En çok neye aşerdiniz?
- ılk aylarda değil de son aylarda çok aşermeye başladım. Mesela canım acayip kavun istiyordu. Bunun dışında kokulara karşı bir hassasiyet başladı. Kötü kokuları midemi ayağa kaldırıyordu.
EŞİMİN DOĞUMA GİRMESİ BANA ÇOK GÜÇ VERDİ
Bir aromaterapici olarak hamileliğiniz boyunca vücut bakımınızda nelere dikkat ettiniz?
- Hamileliğimin ilk dört ayında vücudumda çok ödem oldu. Daha önceden bel fıtığım vardı, tedavi olmuştum, fakat hamilelikte kilo almaya başlayınca bel ağrılarım nüksetti. Yeniden tedavi gördüm. Bunların dışında ayağıma refleksoloji masajı yaptırdım, çok işe yaradı. Zaten bizim dükkanımızda, yani Aisha’da hamile masajı da yapıyoruz. Kendi ürünlerimi bol bol kullandım. Hamileliliğin beşinci ayından itibaren çatlak yağı kullanmaya başladım. Doğal doğumu hedeflediğim için perina yağı kullandım. Bu yağ, doğum sırasında vajina bölgesinin elastikiyetini artırarak yırtık ya da kesik oluşumunu önlüyor. Bu mesaj yağıyla her gün iki üç dakika masaj yaptım. Göğüs ucu bakım kremi de kullandım.
Normal doğum yaptınız değil mi?
- Evet ve gayet güzel geçti.
Eşiniz doğuma girdi mi?
- Evet, birlikteydik. Varlığı bana çok güç verdi. Doğum sırasında avaz avaz bağırıyordum, çıkardığım seslere ikimiz de şaşırıyorduk.
KIZ DA OLSA ERKEK DE ADINI CAN KOYACAKTIK
Can Yael ismini kim seçti?
- Bebek sahibi olmaya karar verdiğimizde, kız ya da erkek fark etmez ona Can ismini koyacağız demiştik. Çünk bir “can” dünyaya geliyor ve sufizmde herkesin özündeki bireye “can” deniyor. Yael de eşimin ve benim ismimin karışımı, ayrıca ıbranice’de Tanrı’nın kızı anlamına geliyor. Can ve Yael isimleri yan yana gelince çok güçlü bir isim çıkıyor ortaya.
Nasıl bir bebek Can Yael?
- Sakin bir bebek. Bunda güzel bir hamilelik geçirmiş olmamın da payı var elbette. O dönemde kendimi çok dinledim, yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi birçok şey yaptım. Bu anlamda kendime çok iyi baktım ve şımarttım.
Loğusalık geçiriyor musunuz?
- ıniş ve çıkışlarım oldu zaman zaman ama çok uç şeyler yaşamadım.
Emziriyor musunuz?
- Evet, elimden geldiği kadar emzirmeyi düşünüyorum. Emzirmek sadece bebeği beslemekten ibaret bir şey değil, aynı zamanda ona bir ailesi olduğunu hissettiriyor ve güven veriyor.
EVDE HEM OFİS HEM DE LABORATUVARIM VAR
Şu an çalışıyor musunuz?
- Düzenli çalışmamı gerektirecek bir durum yok, işler deli gibi yoğun değil… Aisha’da çok iyi bir elemanım var, her şeyin üstesinden geliyor. Çok yoğunluk olduğu zaman ek kuvvet olarak gidiyorum. Fakat evde çalışmalarım devam ediyor; üst katta bir ofisim, alt katta bir laboratuvarım var.
Anneliğe alıştınız mı?
- Doğumdan sonra kalp çakram tamamen açıldı, sadece kendi bebeğime karşı değil, tüm bebeklere, hayvanlara, canlılara karşı sevgi dolu oldum. Bir bebek dünyaya getirdim ve onun tüm ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüyüm. Bebeğimin ihtiyaçlarını gidermek bana mutluluk veriyor. Can Yael artık iki aylık, birbirimizi iyice tanıdık, zorlu dönemleri atlattık. Bebeği sürekli evde tutmayı düşünen biri değilim ve anne-bebek odaklı yaşamanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.
ŞIMARIK BİR ÇOCUK YETİŞTİRMEK İSTEMEM
ıleride Can Yael’le hem anne anne-kız hem de arkadaş olursunuz herhalde…
- Evet, ama bu iki kavram arasındaki dengeyi iyi kurmak gerek. Çocuğunla arkadaş gibi olsan da otoriter yanını kaybetmemelisin.
Can Yael’in nasıl bir çocuk olmasını istersiniz peki?
- Her şeye sahip, hiçbir vizyonu olmayan, şımarık bir çocuk yetiştirmek istemem. Sportif, doğaya ve sanata düşkün bir çocuk olsun. Birkaç yıl sonra onu dersten derse koşturmaya da başlamayacağım. Yeteneklerini anlayıp onu birkaç şeye yöneltsem yeter.
EZOTERİK ASTROLOJİ
Gökteki cisimler, gezegenler, yıldızlar, güneş, ay ve onların devirsel hareketleri her çağda insanoğlunun dikkatini çekmiş ve derin bir araştırma konusu olmuştur. Tarihsel süreç içinde, günümüzden binlerce yıl öncesinde varolmuş çeşitli uygarlıklarda, oldukça gelişmiş astronomik gözlemlerin astroloji ve kadim öğretiler aracılığıyla yapıldığını ve detaylı yıldız haritalarının çıkarılmış olduğunu gözlemliyoruz.
Kadim ve kaybolmuş bu uygarlıklardan özellikle eski Mısır, Afrika, Mezopotamya, Güney Amerika’daki Aztek, İnka, Maya ve çeşitli Anadolu uygarlıklarını saymak mümkündür. Eski uygarlıkların bizler gibi teleskopları, astronomi gözlem evleri, bilgisayarları ve teknolojik gereçleri yoktu ama günümüz bilim adamlarını hala hayrete düşüren, isabetli ve doğru bazı astronomik ve astrolojik hesaplamalarda günümüzden ilerideydiler.
Şu anda değerini tam olarak anlayamadığımız bu verileri elde ederken onlar; bu gök olaylarının sadece sayısal ve niceliksel yönleriyle ilgilenmiyorlardı. Asıl araştırma alanları görünenin ötesindeki görünmeyen etkileşimlerdi. Yani bu verilerin daha ziyade niteliksel yönleriyle ilke bazında ilgileniyorlardı. Günümüz bilimsel araştırmalarının yaptığı keşiflerden biliyoruz ki, evren hem makro hem de mikro düzeyde birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olan ve birbirini destekleyen birimlerden oluşan dev bir organizmaya benzer. Her şey hiç şaşmadan belli ilkeler ve yasalar çerçevesinde devinerek, sonsuzluk içinde varoluşunu sessizce sürdürmektedir.
Evrendeki Bir’lik ve Bütün’lük ilkesine göre şekillenen bizim eski dediğimiz ama aslında eski değil kadim olan bilgelik okulları ve ezoterik çalışmalar; görünmeyen etkileşimlerin işleyiş etkileri, insanların ve cisimlerin enerji dengeleri, enerji hatları ve bu etkileşimlerin, enerjilerin nasıl kullanılacağı hakkında bir hayli geniş bilgilere sahipti.
Bu kozmik inceleme ve araştırmaların bir yönünü oluşturan astroloji de gök cisimlerinin pozisyonlarının, yaydıkları titreşimlerin insan yaşamı üzerindeki etkilerini inceleyen aslında ruhsal bir araştırma alanıdır. Günümüze ulaşan ve halen yozlaşmamış haliyle korunan sağlam temelli astroloji bilgileri de, kadim astrolojinin temel ve ezoterik bilgileridir. Buna bir bilim dalı demek mümkün mü? Kendi disiplini içinde ruhsal bir disiplin ve bilgi ağı demek sanırız daha gerçekçi olacaktır çünkü astrolojinin bilimsel verileriyle birebir ilgilenen kısmının adı astronomidir.
Bizler beden sahibi ruhsal varlıklar olduğumuza göre, ruhumuzun enerjisi tüm maddeye şekil veren ana ilkedir. Bu yüzden gök cisimleri bizim kaderimizi etkiler sözünü iyi anlamak gerekir. Kendi kaderimizi bedenlenmeden önce belirleyen biz olduğumuza göre doğacağımız anı, yeri ve o anda yıldızların, gezegenlerin konumuna göre oluşan etkileşimleri, burcumuza göre tercih eden de yine biziz. Yani hangi burcun vereceği özelliklerle daha iyi gelişeceksek onu seçeriz.
Astrolojinin yaptığı uygulama, bizim bu seçimimizi yeryüzünde bize yeniden tanıtmak, anlatmak ve yolumuzu aydınlatmaktır.
Titreşimlerden ve enerjilerden ibaret bir evren anlayışına sahip olan eski astrologlar, astrolojiyi bilim adamlarına şirin göstermek ya da onların tepkilerinden çekinerek, astrolojinin bu kadim özelliklerinden taviz vermek yerine, gerçeğe bir adım daha yaklaşmışlar ve özellikle geleceğe yönelik öngörülerinde, sadece yıldız haritalarının yorumlarıyla yetinmeyip, sezgilerini ve tüm psişik yeteneklerini de çekinmeden kullanmış ve bunu saklamak gereğini duymamışlardır.
Örneğin Nostradamus bunlardan bir tanesidir. O yıldız haritalarından elde ettiği tüm verileri derinleştirip, geleceğe uzanarak kehanetlerde de bulunma yetisini elde etmiştir. Kadim astrologların pek çoğunda da geleceğe uzanma yani kehanet yeteneği; işte bu ezoterik bilgileri değerlendirmelerinden ve bu bilgilere sahip çıkmalarından ötürü doğal olarak çok gelişkindi. Günümüz astrologlarının da yola çıkmadan önce, kadim astrolojinin ezoterik bilgilerini incelemelerinde ve araştırmalarında büyük yararlar vardır.
BURCUNA GÖRE DİYET
Formda kalmanın formülü çok açık: Boğalar şaraptan uzak durmalı,Akrepler mekik ve şınavla kendilerini terbiye etmeli. Balıklar denizden, Başaklar marketin lifli gıda reyonundan beslenmeli.
İnsanlara karakteri, sevgilileri, eşi, işi ve geleceği hakkında bir şeyler ima eden yıldızlar, sağlık konusuna kayıtsız kalacak değil elbette. Astrolojiyi Güneş’in, gezegenlerin ve yıldızların insanlara olan etkilerini inceleyen bir ‘bilim’ olarak değerlendiren astrolog Gürgün, burç haritalarına göre sağlıkla ilgili ipuçlarına da ulaşılabileceğini söylüyor.
Peki burçlar ve eğilimleri neler?
Koç: Kolla kafanı
Hafif yiyecekler yemesi gereken bir burç.Soğan, sarımsak ve pırasa gibi yiyecekleri pişirerek yemeliler.Baharatlı yiyecekleri bol tüketmeleri doğru değil. Kolay kolay hastalanmayan, sağlam bir burç olan Koçlar için en büyük risk ‘kaza olasılığı’ Özellikle kafa üstü düşmeye ve kafalarını çarpmaya eğilimli olan Koçlar, acelecilikleri yüzünden sık sık bir yerlerini incitiyor, kırıyor veya kesiyorlar. Ama her türlü egzersiz programını yürütebiliyorlar.
Boğa: Ah öğlen yemekleri
Yemek yemeyi en çok seven, bu nedenle de kolayca kilo alabilen bir burç. Ancak gerçek bir Boğa’ya aldığı kilolar yakışıyor. Zaten Boğalar da ‘akla uygun diyetleri’ her zaman gerçekleştiremez. Boğaların formda kalmak için öğlen yemeklerini kısa tutması, ziyafet sofralarını andıran sofralardan ve her fırsatta önüne çıkan şu şaraplardan uzak durması gerekiyor! Aerobik, dans ve açık hava yürüyüşleri Boğa için ideal.
İkizler: Rutin olmasın da…
Bu burcun sağlıkla ilgili önemli bir problemi yok. Temel problemleri ‘yüksek sinirsel enerjilerini yakmayı öğrenmek. Rutin egzersizlerden çabuk sıkılacakları için en iyi çözüm takım oyunları. Tenis, koşma, yürüyüş iyi gelen egzersizler gibi.
Akciğerleri zayıf olan İkizler soğuk hava solumaktan kaçınmalı. Hafif yiyecekler tüketmeliler.
Yengeç: Kaygı bitirir
En hassas burçtur. Sistemlerini işler tutmak açısından düzenli ritmik egzersizlere ihtiyaç duyuyorlar. Yüzme ve dans hem fiziksel hem de psikolojik anlamda Yengeç’e iyi geliyor. Yengeçlerin belli bir diyet uygulaması zor, tek ilaçları ise kaygıdan uzak durmaları. Zaman zaman incir ve kekik yemeleri faydalı.
Aslan: Aslansın sen Aslan
Aslan, hep kendini zinde tutmalı, isteksizlik ve yorgunluğa teslim olmamalı! Zamanla kalple ilgili problemlerle karşılaşma riski olduğu için dikkatli bir diyet ve egzersiz programı izlemesi gerekiyor. Kilo problemleri ortaya çıktığında zengin sofraların yanından bile geçmemeliler.Sihirli yiyecekleri pilav.
Başak: Lifli beslen
Başaklar için en ideali açık hava yürüyüşleri ve bisiklet. Başaklar bağırsak problemlerine eğilimli, bu nedenle lifli gıdalar tüketmeliler. Hatta vejetaryenlik de iyi bir alternatif.Başak burcunun en zayıf noktası ise alerjik reaksiyonlar. Sık sık diyet değiştirmelerinde fayda var. Patates ve havuç Başakların yiyecekleri.
Terazi: Tansiyon belası
Terazi’nin en önemli ihtiyacı rahat edebilecekleri sosyal çevre ve hoş atmosfer.Ağır egzersizler yerine sürekli uygulayacakları düzenli egzersizlere yönelmeliler.Zengin yemekler ve ağır tatlılar yerine de hafif yemekleri tercih etmeleri gerekiyor.Tansiyon ve baş ağrıları sinirsel yapıya sahip Terazilerin başlıca problemleri. Terazilerin yiyeceği ise elma ve üzüm.
Akrep: Ölçülerin keşfi
Ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Akrepler kontrollü bir diyete ihtiyaç duyuyor. Tutkulu bir burç oldukları için pek çok şeye ‘zafiyet’ gösterebiliyorlar. Akreplerin en büyük problemleri ise bir türlü ölçülü davranmayı becerememeleri. Mekik, şınav gibi zorlu egzersizlerle kendi kendilerini disipline edebilirler. Yüzme bütün diğer su grubu burçları gibi Akrepler için de ideal sporlar arasında yer alıyor.
Yay: Kuru üzüm mucizesi
Ağır egzersizlerden kaçınması gereken bu burca yaşam boyu ölçülü egzersiz yapmaları öneriliyor. Yaylar sporla ruhsal gerilimlerini de boşaltabilir. Kuru üzüm sayesinde pek çok hastalıktan uzak durabilirler. Kış aylarında tarçın, Yayları psikolojik açıdan rahatlatıyor.
Oğlak: Dişler ve dizler
Oğlakların derdi kalsiyum. Bu yüzden dişleri, dizleri ve derileriyle ilgili problemlerle uğraşmak zorunda kalabiliyorlar.
Yaz aylarında güneş ışınlarından tenlerini mutlaka korumalılar. Zaten hareketli bir burç olduğu için ağır egzersizlere ihtiyaç duymazlar. Oğlakların yapabilecekleri en iyi spor günde 5 kilometre yürümek. Oğlak burcunun sihirli yiyeceği ise çamfıstığı.
Kova: Soğuk duş
Kova, hafif diyetlere gerek duyan bir burçtur. Kış sporları Kovalar için ideal. Soğuk bölgelerde daha sağlık bulurlar. Her gün soğuk su banyosu yapabilirler. Bol bol turunçgil tüketmeleri gerekir.
Balık: Rahat bırakınız
Atmosferdeki değişimlerden en çok etkilenen burç.Bu yüzden Balıklar kendilerini nerede rahat hissediyorsa orada yaşamalı! Zaman zaman baş ağrısı nöbetleri ve mide problemlerinin pençesine düşen Balıkların hafif yiyecekler özellikle salatalar ve deniz ürünleriyle beslenmesi gerekiyor. Baş ağrılarının en iyi ilacı ise nane, limon.
Bana grubunu söyle sana ne yiyeceğini söyleyeyim
Ateş: Yakıtları bir kaşık bal Koç, Aslan ve Yay burçları ateş grubundan.Ateş grubundan olanların sağlıklarını korumak için, ‘içlerindeki ateşi harlı tutmaları’ yani düzenli egzersiz yapmaları gerekiyor. Ateş grubu üyeleri, sabahları aç karnına bir çay kaşığı bal yemeli! Astrolog Gürgün’e göre bu onları ömür boyu hastalıklardan koruyabilir. Ancak ağır tatlılardan ve yağlı yiyeceklerden uzak durmaları, et ve et ürünlerine de pek yüz vermemeleri gerekiyor.
Toprak: Açık hava, bol zeytinyağı Bu grubunun üyeleri Boğa, Başak ve Oğlak burçları. Öğünlerinden eksik etmemeleri gerekenler zeytinyağı ve yoğurt.Toprakta önerilen baharat ise sumak.Kırmızı etler içinde de sadece koyun eti.Toprak grubunun şekerden, tatlıdan, sirkeden mümkün olduğunca uzak durması gerekiyor. En büyük ihtiyaçları temiz hava. Açık havada uzun yürüyüş ve düzenli egzersiz önemli.
Hava: Hafif gıda,hafif spor İkizler,Terazi ve Kova burçları,hava grubuna dahil.Gürgün,hava grubu üyelerine mevsim meyveleri yeşillik,bol salata,balık ve beyaz et yemelerini tavsiye ediyor.Nefes alıp verme egzersizleri bu grup için çok önemli,sigaradan uzak durmaları şart! Hafif egzersizler hava grubunu formda tutmak için yetiyor.
Su: Zorla egzersiz olmaz! Su grubunun üyeleri Yengeç, Akrep ve Balık burçları. Su grubunun ‘zorlayarak’ ve ‘zorlanarak’ egzersiz yada diyet yapması imkânsız gibi. Ama zaman zaman ritmik jimnastikler yapabiliyorlar. En uygun spor yüzme. Mide problemleri ve kabızlık su grubunda sıkça rastlanılan dertler. Kolesterol düzeyini göz önüne alarak balık ve süt ürünlerine yönelmeliler. Şeker ve kırmızı etten kaçınmalılar. Salata, ıspanak, kabak, üzüm ve elma ise bu grubun sihirli yiyecekleri.

